Barefoot X: Acıdan İlham Alan Bir Girişimcilik Hikayesi

Ben Cafer, 36 yaşındayım. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunuyum ve 2015’ten beri personal trainer olarak çalışıyorum. Hayatımın büyük bir bölümünü sporla iç içe geçirdim, ancak 2019’da Tayland’a yerleşip karma dövüş sporları yapmaya başladığımda hayatım bambaşka bir yöne girdi.

Altı ay sonra talihsiz bir sakatlık yaşadım: ayak bileğimi kırdım ve mecburen Antalya’ya geri dönmek zorunda kaldım. İki yıl boyunca ağrısız adım atamadım ve bu süreçte bana fibromiyalji tanısı kondu. Mental ve fiziksel olarak zor bir dönem geçirdim; hayatım adeta durmuştu.

Bu karanlık dönemde bir ışık buldum: ayağımın basışına özel yaptırdığım tabanlık sayesinde spor yapabilme umudum yeşermeye başladı. Ancak bu tabanlığa uygun hiçbir spor ayakkabı bulamıyordum. İşte tam bu noktada yurtdışından barefoot (minimalist) ayakkabılar keşfettim. Sipariş ettim ve tabanlığımla birlikte kullanmaya başladım. Her gün denize yüzmeye giderek bu ayakkabıları deneyimledim ve zamanla hem fiziksel hem mental olarak kendimi yeniden toparladım. Ayağımdaki ağrı giderek azaldı, özgüvenim geri geldi.

2020-2022 yılları arasında Türkiye’de barefoot ayakkabılar henüz yaygın değildi. Bu deneyim bana bir ilham verdi: neden kendi markamı yaratmayayım? Personal trainer olarak tekrar işe döndüm, ama bir yandan da kendi barefoot markamı kurma serüvenim başladı. İlk kazandığım parayla marka ismimi patentledim: Barefoot X. Ayakkabı üretimi hakkında hiçbir bilgim yoktu; her şeyi parça parça öğrendim, deneme-yanılma yöntemiyle ilerledim.


Bugün geldiğim noktada, Barefoot X’in üretim süreci tamamlandı ve kendi markamı hayata geçirmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Bu hikaye, zorlukların, acıların ve kişisel mücadelelerin bir girişimcilik fırsatına nasıl dönüşebileceğinin canlı bir örneği.
Barefoot X, sadece bir ayakkabı markası değil; özgürlüğün, sağlığın ve kendi yolunu yaratmanın simgesi.

Image